Monster Notebook ve ‘Fatmagül’ hikayesi

Gelin sizlere birkaç gün önce Twitter üzerinde gördüğüm güzel bir hikayeden bahsedeyim. Hikaye diyorsam, gerçek işte. Monster Notebook ve dizüstü bilgisayarına kardeşinin “Fatmagül” adını verdiği fakat Fatmagül’ü ile yolları üzücü şekilde ayrılan bir kardeşimizin hikayesi. İçecek sıcak bir şeyler alın, gelin. İç ısıtan bir olay ile karşı karşıyayız. Keşke hep böyle olsa!

Monster Notebook ve “Fatmagül” hikayesi

Ürün için satın aldığı siteye yorum bırakan kullanıcı, dizüstü bilgisayarı aldığını, çok sevdiğini ve hayatında kullandığı en gelişmiş teknolojiye sahip aletin bu olduğunu belirtiyor. Ancak devamı hayli üzücü, annesinin işten çıkartılması sebebiyle “Fatmagül” adını verdiği dizüstü bilgisayarı iade etmek zorunda kalıyorlar ve bütün bu hikaye yine ilgili sitede ürünün yorumlar kısmında yer alıyor. Görseli alt tarafa ekliyorum, mobilden girenler ya da net şekilde göremeyenler için tam bu yazının üstüne tıklamaları için bir bağlantı da bırakıyorum. Aynı zamanda hiçbirini yapmak istemiyorsanız yazanları sizin için hemen alt paragrafa yazıyorum.

Monster Notebook ve 'Fatmagül' hikayesi

Yorumda “Ben çok sevdim bu bilgisayarı. Hayatımda sahip olduğum en ileri teknoloji bir alet. Kardeşim laptopa fatmagül ismini koydu. Çok memnunum gerçekten bir tane tuşu oynuyor ama biz de o tuşu kullanmamaya çalışıyoruz…” diyor ve bunu iade sonrası bir güncelleme takip ediyor. “Komilik yaparak 2.5 yılda kazandığım parayla aldığım laptopu siparişimin 11. gününde annemin işten çıkartılmasıyla iade etmek zorunda kalmak gerçekten çok acıttı canımı…” diyerek bizde ciğer bırakmadı güzel kardeşimiz. Bu aslında Türkiye’de özellikle oyunculuğun nereye kadar düştüğünü de gösteriyor ne yazık ki. Neyse, ana konudan sapmayalım hemen.

Devamında “Daha düne kadar hayatım boyunca dahil olamadığım bir arkadaş ortamına girmiştim ve birlikte oyun oynarken bugün burada yorumumu düzenlemek çok kötü hissettirdi… Hiçbir arkadaşıma söyleyemedim ben de buraya dökmek istedim içimi” diyor. Bunu çok iyi anlayabiliyorum… Asıl tüyleri diken diken edecek kısım ise şimdi geliyor. “Bir de saf gibi kardeşimle sınava girmek için bilgisayarını kullandığımız komşuya laptop aldık dedim”. Bilmiyorum ben mi çok duygusal yaklaşıyorum yoksa bu cümle gerçekten üzücü mü fakat, bunu duymak iyi gelmedi. Ancak devamında yaşananlar ve Monster Notebook’un konuya doğrudan el atması işleri iç ısıtan, minnoş bir hikayeye çevirmeye yetiyor.

Monster Notebook ve 'Fatmagül' hikayesi

Bu yorumun sosyal medya üzerinde yayılmasıyla Monster Notebook durumun farkına vardı. Hemen ertesi gün Twitter üzerinden “Hiç merak etmeyin. Arkadaşımızı Fatmagül’üne kavuşturmayı biz de çok istiyoruz. Müşteri kayıtlarımızdan kendisine ulaşarak canavarını ileteceğiz” açıklamasını yaptı. İşte sosyal medyanın gücü ve gücün iyiye kullanılması diye buna derim. Burada hem yorumun yayılmasında emeği geçen kullanıcıların, hem de Monster Notebook’un yaptıklarını ayrı ayrı takdir etmek gerekiyor.

Hikaye daha da güzel devam ediyor ve Fatmagül yuvasına kavuşuyor. İlk gönderinin ardından gelen günde Monster Notebook aynı gönderiye bir yorum ekliyor ve herkesin içini ısıtıyor. “Fatmagül sahibine geri döndü, aramıza tekrar hoş geldin! Herkese çok teşekkürler” diyerek yorumu yapan kullanıcıya ve bilgisayara Fatmagül ismini veren kardeşine birer adet dizüstü bilgisayar hediye ediyor. Ardından ürüne gelen yeni bir yorum da şu şekilde ve yüzünüzde küçük bir tebessümün belirmesine sebep olacaktır diye düşünüyorum.

Monster Notebook ve 'Fatmagül' hikayesi

Yorumun tarihinin 30 Aralık olması kafaları karıştırmasın, aynı yorumu güncellediği için ilk girildiği tarih kalıyor. Olayın bütününe dönüp baktığımızda ise iç ısıtan, minnoş mu minnoş bir son görüyoruz. Umarız dostumuz Fatmagül ile arkadaşlarına tekrar kavuşmuştur ve şimdi keyif ile oyun oynuyordur.

Şimdi bunu neden yazdın ki? Diyecek olursanız diye anlatayım. Duygusal bir insan olmamdan mıdır? Bilmiyorum fakat bu olay bana çok dokundu ve sizlerle paylaşmak istedim. Umarız bu tarz hareketleri bütün şirketlerden ve daha sık görmeye başlarız, şartlar daha kötü oluyorsa bizler de daha iyi olmalıyız, değil mi?