Salmonella tehlikesi! Çikolata mı kokolin mi?

Ramazan Bayramı’na sayılı günler kala alışveriş yoğunluğu başladı. Uzmanlar, bayramın olmazsa olmazı olan çikolata, şeker, lokum ve tatlı satın alırken dikkatli olmak gerektiğine dikkat çekiyor.

Gıda Mühendisleri Derneği Başkanı Abdussamed Boyu, “Ramazan Bayramı’nın yaklaşmasıyla beraber insanlar çeşit çeşit şeker, çikolata ve lokum gibi ürünler satın almaya başladı. Ancak bayram şekeri ve çikolatası satın alırken dikkat etmemiz gereken önemli hususlar var” dedi.

“Sağlığınız için kaliteli çikolatayı tercih etmelisiniz” diyen Boyu, “Son günlerde ünlü bir çikolata markasındaki salmonella krizi, güvenilir markalarda da tehlike olabileceğini gösterdi. O nedenle aldığımız ürünler konusunda çok dikkatli olmamız gerekir. Kakao, salmonella konusunda riskli bir üründür bu sebeple çikolatanın en önemli hammaddesi olan kakaodan oluşabilecek bir bulaşma tüm bayramı zehir edebilir. Dolayısıyla çikolata üreticilerinin ve bakanlığın bu dönemde çikolata ürünlerinin hepsinde salmonella analizi sıklığını artırması faydalı olacaktır. Bayramlarda en çok tüketilen ürünlerden olan çikolatada dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri; çikolata ve kokolin ayrımıdır. Ürünü alırken çikolata ve kokolin ayrımına dikkat edilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

Çikolatanın kakao ve gerçek çikolata yağıyla birlikte üretilen sağlıklı ve lezzetli bir ürün olduğunu ifade eden Boyu, kokolinin ise kakao ve farklı bitkisel yağlar kullanılarak üretilen çikolata benzeri bir ürün olduğunu söyledi.

Kokolinin kalitesi ve fiyatlarının çikolatan farklı olduğunu kaydeden Boyu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gerçek çikolatanın kalitesi, lezzeti ve fiyatı her zaman kokolinden daha yüksektir. Çoğu tüketici, iki ürün arasındaki farkı bilmediği için maalesef fırsatçılar tarafından kandırılmaktadır. Dolayısıyla uygun fiyatlı çikolata sandığınız ürünlerin kokolin olma ihtimali çok yüksek. Çikolata ile kokolin ayrı ürünlerdir; ikisi de uygun koşullarda üretildiğinde tüketilmesinde sakınca olmayan ürünlerdir ancak tüketici satın alacağı ürünün ne olduğunu bilerek, etiket bilgilerini kontrol ederek bilinçli bir tercih yapabilmelidir.

Yoğun tüketim olduğu için sadece bayram dönemlerinde uygunsuz şartlarda üretim yapan birçok merdiven altı firma, kokolin üretiminde, yüksek erime noktasına sahip, trans yağ içeriği yüksek olan fazla tüketildiğinde kalp ve damar hastalıklarına neden olan kalitesiz yağlar kullanmakta ve halkın sağlığını riske atmaktadır. Bu tür yağların kullanıldığı ürünler yendiğinde ağızda mumsu bir tat bırakmaktadır. Gerçek çikolata oda sıcaklığında bile yumuşar, elde tutulduğunda kendiliğinden kısa süre sonra erir. Bu açıdan çikolata alırken öncelikle etiketinin iyi incelenmesi, etiket bilgilerinden emin olunduktan sonra tercihin yapılması gerekiyor.

Çikolataların depolama sırasındaki sıcaklığı değiştiğinde çikolatanın içerisindeki parlak görüntüyü veren yağlar erir. Bu durumda yüzeye çıkan yağların katı hale gelip beyaz bir görüntü oluşturmasını yani “çiçekleme” dediğimiz durumu doğurur. Bu da kalite açısından ürünün kusurlu olmasına neden olur, dolayısıyla çikolataların görünümü parlak olmalıdır ve üzerinde beyazlama olmamalıdır.

Ürünün Tarım ve Orman Bakanlığından işletme kayıt numarasının olup olmadığına dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çeken Boyu, “Bazen ambalajda bu izinlerin olduğu bölgeye etiket yapıştırılabiliyor. Ürünü alan kişi ürünün ambalajını kontrol etmeli, delik ve yırtık olmadığından emin olmalı. Çikolata ambalajı ürünü tamamen sarmalıdır. Çikolata alırken bu durumları göz önünde bulundurmak sağlık için önemlidir” dedi.

Şekerlemeler konusunda da uyarılarda bulunan Boyu, sözlerine şöyle devam etti: “Yumuşak dolgulu şekerlerde helallik önemli, sığır jelatininde helal sertifikalı jelatin olması lazım, menşei belli olmayanlarda ise domuz jelatini olma durumu söz konusu oluyor. Üretim sürecine göre yetersiz pişirme, kalitesiz hammadde kullanımı, açıkta depolanma gibi durumlarda ağızda yapışkanımsı bir yapı olabilir. Atıştırmalık ürünlerde en büyük problem ise sentetik renklendiricilerin kullanımıdır.

Renklendirici katkı maddeleri, gıdaların üretim ve depolanmaları sırasında kaybolan doğal renginin yeniden kazandırılması veya zayıf olan rengin kuvvetlendirilerek tüketici beğenisine sunulması amacıyla kullanılır. Ancak günümüzde bu renklendiriciler, çocukların sıklıkla tükettiği çikolata, cips, kek, bisküvi, puding, aromalı süt, meyveli yoğurt, sakız, şekerleme ve jelibon gibi atıştırmalık olarak nitelendirilen ürünlere ilave ediliyor. Gıda katkı maddeleri yönetmeliğine göre, aşağıdaki renklendiricileri içeren gıdaların etiketlerinde ‘çocukların aktivite ve dikkatleri üzerine olumsuz etkileri bulunabilir’ bilgisi yer almak zorundadır. Bu renklendiriciler şöyle:

– Sunset yellow (E 110)
– Kinolin Sarısı (E 104)
– Karmosin (E 122)
– Allura red (E 129)
– Tartrazin (E 102)
– Ponzo 4R (E 124)”

Yapılan bazı araştırmalara göre şekerlemelerde renklendiricilerin izin verilen limitin üstünde olduğunu bazen de yasaklanmış renklendirici kullanımının tespit edildiğini söyleyen Boyu, “Üreticisi belli olmayan ambalajsız ürünlerde bu risk oldukça yüksektir. Bu nedenle bayram döneminde çocuklarımızın şekerleme tüketimine dikkat edilmesi gerekiyor” önerisinde bulundu.

Bayram döneminde sıkça tercih edilen ürünlerden birinin de lokum olduğunu belirten Boyu, “Lokumlarda da yine renklendirici kullanımı önemli bir konudur. Bu nedenle ürünü satın alırken mutlaka etiket bilgisinde eğer renklendirici kullanılmışsa ‘çocukların aktivite ve dikkatleri üzerine olumsuz etkileri bulunabilir’ bilgisinin yer alıyor olması gerekir. Öte yandan fındık, fıstık ve cevizli olarak üretilen lokumlarda aflatoksin ve okratoksin riskine karşı dikkat etmek gerekir. Uygun fiyatlı ürünlerden kaçınmak ve açıkta satılan ürünlerden uzak durmak gerekir” dedi.

Özellikle bayram dönemlerinde tüketimin fazla olması nedeniyle sadece bayram dönemine has, çok ucuz fiyata şekerleme ve tatlı gibi ürünlerle karşılaşıldığını kaydeden Boyu, “Açıkta satılan tatlılara dikkat! Tatlı satın alırken üretim ve satış noktalarının uygunluğu çok önemlidir. Kesinlikle dışarıda açıkta satılan ürünler tercih edilmemeli. Güvendiğiniz, sürekli alışveriş yaptığınız üretim ve satışa dair izinleri olan, personelinin hijyene özen gösterdiği firmaların kaliteli ürünlerini tercih edin. Şüphelendiğiniz durumlarda, işletmenin resmi kurumlarca üretim ve satış izinleri olup olmadığını, denetlenip denetlenmediklerini, gerekirse izin belgelerini ve denetim raporlarını sorabilirsiniz. Uygunsuz bir durumla karşılaştığınızda o kurumu ALO 174, CİMER ya da Bakanlık whatsapp şikayet hattına şikayet edebilirsiniz” diye konuştu.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.